Çok Tıklanan Resimler

Top 10 Sovyet Teknoloji Kopyaları

Yenilikçi kişileri dışlayan bir ekonomik sistem içinde bulunmaktan dolayı çekilen tasarım geliştirme problemleri, Sovyetlerin genellikle teknolojik konseptleri batıdan kopyalamasına yol açtı. Sadece mikro işlemci ya da bilgisayarlar gibi küçük şeyler değil, ayrıca süper bombardıman uçakları, Concorde ve uzay mekiği gibi büyük boyutlu tasarım projeleri bile kopyalandı.

Son şakalarını mezar taşları ile yapan insanlar!

Komik mezar taşları ile mizah anlayışlarını mezara kadar götüren insanları sizler için bir araya getirdik. İşte ölseler de mizah anlayışları ölmeyen yurdum insanları...

İnsanlar Bu Sefer Dünya Daha Temiz Bir Yer Olsun Diye Birbirine Meydan Okudu

Sosyal medyadaki meydan okumalar ve etiketler genellikle eğlenceli ve viral olaylar için ortaya çıkar, ama bu defa insanlar birbirine dünya daha temiz bir yer olsun diye meydan okudu.

Beyaz Renkte Olmanın Güzelliğinden Hiçbir Şey Götürmediğinin Kanıtı Olan Sıra Dışı 23 Albino Hayvan

Albinizm hastalığı tıpkı insanlarda olduğu gibi, hayvanlarda da rengi veren melanin pigmenti eksikliğinden kaynaklanıyor. İşte hayvanlar aleminin en güzel albino hayvanları...

Kargaların Hayvanlar Aleminin Belalısı Olduğunun Kanıtı Olan 24 Kare

Kargalar insanlar tarafından çok fazla sevilmez, peki hayvanlar arasında nasıl bir şöhreti vardır kargaların? İşte hayvanlar aleminde kargaların marifetleri ve kargalar ile ilgili oldukça şaşırtıcı bilgiler...

Zaman ve Aile

AŞK IŞILTISI “25 yıllık evlilikten sonra aşk ışıltısı canlı tutmanın yeni bir yolunu buldum. Bir süre önce, başka bir kadınla çıkmaya başladım. Aslında bu, eşimin fikriydi. AŞK IŞILTISI “25 yıllık evlilikten sonra aşk ışıltısı canlı tutmanın yeni bir yolunu buldum. Bir süre önce, başka bir kadınla çıkmaya başladım. Aslında bu, eşimin fikriydi. Bir gün eşim beni şaşırtarak: – Biliyorum ki, onu seviyorsun, dedi. – Ama, ben seni seviyorum – Biliyorum ama, aynı zamanda onu da seviyorsun. Ona da zaman ayırman gerekiyor. Karımın ziyaret etmemi istediği öbür kadın, 19 yıldır dul olan annemdi. İşimin yoğunluğu, üç çocuğum ve karımın beklentilerinden dolayı annemi görme fırsatım pek olmuyordu. O akşam annemi yemeğe ve ardından da sinemaya davet ettim. Endişelendi ve hemen: “İyi misin, her şey yolunda mı?” diye sordu. Annem geç saatte gelen bir telefonun veya sürpriz bir davetin mutlaka kötü bir anlamı olacağından şüphelenen kadınlardandı. – Seninle beraber, ikimizin biraz zaman geçirmemizin güzel olacağını düşündüm, diye yanıtladım. – Sadece ikimiz mi?… Biraz düşündü ve “çok isterim” diye cevap verdi. O Cuma iş çıkışı onu almaya giderken kendimi biraz gergin hissediyordum. Eve vardığımda fark ettim ki, o da randevumuzdan ötürü hafif gergin görünüyordu. Kapısının önünde paltosunu çoktan giymiş bir şekilde bekliyordu. Saçlarını yaptırmıştı ve üzerinde babamla kutladıkları son evlilik yıl dönümlerinde giydiği elbise vardı. Bana melekler kadar ışıltılı bir yüzle gülümsedi. Arabaya bindiğimizde arkadaşlarıma:“oğlumla dışarı çıkacağımızı söyleyince gerçekten çok etkilendiler.” Dedi. “Randevumuzun nasıl geçtiğini duymak için sabırsızlanıyorlar.” Gittiğimiz restoran, çok şık olmasa da sevimli, sıcak ve servisin kaliteli olduğu bir mekandı. Annem, bir kraliçe edasıyla koluma girdi. Yerimize oturduktan sonra ona menüyü okumam gerekmişti. Çünkü küçük yazıları göremiyordu. Ben daha menünün ortalarındayken annemin nemli gözlerle ve nostaljik bir gülüşle bana bakmakta olduğunu fark ettim. – Eskiden sen küçükken menüleri okuyan bendim, sense meraklı bakışlarla beni dinlerdin, dedi. Bende gülümsedim: – O zaman, şimdi senin rahat rahat oturma sıran ve ben de okuyarak borcumu ödeyebilirim, dedim. Yemek boyunca muhabbetimiz çok güzeldi. Sıra dışı hiç bişi olmadı ama eskilerden ve hayatlarımızdaki yeniliklerden bahsederek kaybettiğimiz zamanın birazını telafi etmeye çalıştık. O kadar çok konuştuk ve eğlendik ki!… Film saatini kaçırdık. Akşam annemi bırakırken: “Seninle tekrar çıkmak isterim ama, ancak bu sefer benim seni davet etmeme izin verirsen” dedi. Ve bir akşam, tekrar buluşmak için karar verdik. Eve geldiğimde eşim, yemeğin nasıl geçtiğini sordu. “Çok güzeldi.” Dedim. “Düşünebildiğimin çok üstündeydi. Birkaç gün sonra annem, ani bir kalp krizi sonucu vefat etti. Bu, o kadar ani gerçekleşmişti ki, onun için bir şey daha yapma şansım olmamıştı. Bir müddet sonra evime, annemle yemek yediğimiz restorandan ödenmiş iki kişilik bir yemek faturası geldi. Üzerinde bir not ekliydi: – Oğlum, bu faturayı önceden ödedim. Çünkü seninle kararlaştırdığımız randevu gününe gelemeyeceğimden yüzde yüz emindim. Yinede iki kişilik bir yemek ayarladım. Çünkü bu sefer eşinle beraber gitmenizi gitmenizi istiyorum. Seninle olan o günkü randevumuzun benim için ne anlam ifade ettiğini bilemezsin.. Seni seviyorum.. O esnada “seni seviyorum” demenin ve hayatta değer verdiğimiz insanlara hak ettikleri zaman ayırmanın öneminin anladım. Hayatta hiçbir şey ailenizden daha önemli değildir. Onlara hakları olan zamanı ve ilgiyi verin. Çünkü böyle şeyleri erteleyebileceğiniz “başka bir zamanı” her istediğinizde yakalayamayabilirsiniz.”

Devamlı Kullanılan “Dingo’nun Ahırı” Sözündeki Dingo Kimdir? Bu Tabir Nereden Gelir?

Dilimizde sık sık duyup kullandığımız "Dingo'un Ahırı" sözündeki Dingo'nun kim olduğunu ve bu tabirin nereden geldiğini merak ettik. Ekrem Tamer’in ‘’Taksim’den Tünel’e’’ isimli belgesel çalışmasında aktardığı güzel öykü ile bu merakımızı gideriyoruz. , İşte Ekrem Tamer’in Dingo'nun Ahırı ile ilgili hikayesinden paylaşımlar..

Şaşırtan Bir Fotoğraf ve Bir Hikaye: Köşeye Sıkışmış Olan Matadora Saldırmayan Sadece Bağıran Boğa

Bu şaşırtan fotoğraf Matador Torero Alvaro Munera için bir şeylerin sonu olsa da bu fotoğraf oldukça ilginç bir hikayeye sahip. İşte şaşırtan detaylar...

15 Saniyeden Fazla Bakarsanız Aklınızı Yitirebileceğiniz 14 Görsel

Ne kadar uzun bakarsanız o kadar sinir bozucu olan birbirinden farklı 14 görseli sizin için galerimizde bir araya getirdik. İleri butonuna tıklayın.

Üçüncü Göz Öpücüğü : Alındaki Öpücüğün İnanılmaz Gücü

Alnınıza kondurulan öpücük inanılmaz derecede güçlü olabilir. Yapması çok kolay ve sevimli bir şey, size sıcak duygular hissettirmekle kalmayıp çok daha yoğun etkileri bulunmakta. Alnınıza kondurulan öpücük inanılmaz derecede güçlü olabilir. Yapması çok kolay ve sevimli bir şey, size sıcak duygular hissettirmekle kalmayıp çok daha yoğun etkileri bulunmakta. Bunun nedeni alnın üçüncü gözün bulunduğu yer olmasıdır. Birini alnından öpünce, aslında üçüncü gözlerini öpüyorsunuz. Dudakların veya yanağın öpücüğünden farklı olarak, bu daha samimi, çünkü o kişinin özüne uzanıyoruz. Genellikle birbirimizin alnına temas etmiyoruz. El sıkışması ya da sarılma kadar yaygın bir şey değildir. Üçüncü göz, varlıklarınızın derinliklerine açılan portaldır ve sizi ruhun en yüksek alemlerine götürebilir. Bu uyanmayı temsil eder, ancak aynı zamanda sizin de bir parçanızdır. Doğduğumuz andan itibaren var olan ve hayatın bedeni bıraktıktan sonra da var olmaya devam eden görünmez bir varlığıdır. Üçüncü göze bir öpücük yerleştirildiğinde yani biri sizi alnınızdan öptüğünde, içinizde derin bir aydınlanma hissi uyanır. Vücudumuzun bu özel kısmı hakkında bilmediğimiz çok şey var, ancak aynı zamanda derin bir bilgi sahibiyiz. Üçüncü gözü öpmek, epifiz bezi ve ayrıca hipofiz bezini de etkileyecektir. Bu, geceleri iyi dinlenmenize yardımcı olan hormona melatoninin salınmasını uyarır. İyi geceler öpücüğünüz, bildiğinizden çok daha fazla size yardım ediyor. Kolay dinlenmenize yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda sizi güvende, güvenli ve mutlu hissettirir. Atalarımıza bu bilgiyi böyle yaygın bir alışkanlık haline getirmek için hangi bilginin verildiğini merak edebiliriz. Bunun ne yapılacağı konusunda emin olmamanız iyi bir şeydir, ancak en iyi bölüm kendi başınıza deneyebilmenizdir. Birini alnından öpün. Onlardan size olan ilahiyatı hissedin, bütün endişelerinizi ortadan kaldırıp onlara bakın ve etkili bir şekilde şifa uygulayın. Bunu sık sık yaptığınızda, hayatınızdaki ve çevrenizdeki insanların hayatlarının belirsiz fakat emin adımlarla değiştiğini fark etmeye başlayacaksınız. Üçüncü gözü öpmek veya üçüncü gözünüzün öpülmesi,sizi yeniler. Bu yazıyı okuduktan sonra biri sizi alnınızdan öptüğünde nasıl hissettiğinizi düşünün.Bu şekilde deneyimlemek, içinizde farklı bir his uyandıracaktır. Kaynak: Galaksi Arşivi

Türk doktor geliştirdiği teknik ile tıp literatürüne girdi.

Türkiye’nin sağlık alanındaki başarılarına bir yenisi daha eklendi! Türk doktor geliştirdiği teknik ile tıp literatürüne girdi. Türkiye’nin sağlık alanındaki başarılarına bir yenisi daha eklendi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Kaplan, aort anevrizma ameliyatlarıyla ilgili geliştirdiği “Kaplan Tekniği” ile dünya tıp literatürüne girmeyi başardı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde eğitim sorumlusu olarak görev yapan Prof. Dr. Mehmet Kaplan, tıp literatürüne giren yeni tekniğin detaylarını ise şöyle anlattı:  “Kalpten çıkan aort damarının genişlemesi ile ortaya çıkan aort anevrizmalarının cerrahi tedavisinde hasta ile yapay kalp-akciğer makinesi arasındaki atardamar bağlantısı genellikle hastanın sağlam atardamarı kullanılarak gerçekleştiriliyor. Ancak yeni yöntem sayesinde sağlam atardamarlardan herhangi birini kullanmadan, bağlantıyı direkt genişleyen aort damarı aracılığı ile kuruyorum. Ameliyata başladıktan sonra hastayı soğutup, dolaşımı 30 dakikanın altındaki sürelerde durduruyoruz. Bu sırada genişleyen aort dokusunu çıkarıp, yapay aort damarı ile kalan sağlam aort dokusunu birleştiriyoruz.” Zor bir süreç Yapılan işlemin son derece zorlu bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof.Dr.Kaplan; “Tekrar dolaşıma başlama zamanı geldiğinde kalp-akciğer makinesi ile hasta arasındaki atardamar bağlantısını kurmak için, tek dallı yapay aort damarı, yapay damara delik açmak ve hastanın atardamar sisteminin başka bir yerini kullanmak gibi seçenekleri kullanmıyoruz. Dünyada ilk kez yaptığım bir yöntemle yapay aort damarı ile sağlam aort dokusu arasındaki birleşim yerini kullanıyorum. Ameliyat sonlanma aşamasına geldiğinde ise atardamar bağlantısını, yapay aort damarı sayesinde, aort dokusu ile  birleştiriyorum. Böylece hasta ile kalp akciğer makinesi arasındaki atardamar bağlantısının yapıldığı yerde hastada herhangi bir iz kalmıyor ve hastanın kalp akciğer makinesine atardamar bağlantısı yapıldığı anlaşılmıyor” dedi.    Yeni yöntemle 4 hasta  Bugüne kadar genişleyen aort dokusu üzerinden 74 hastada kalp akciğer makinası ile hasta arasında atardamar bağlantısı kurduğunu dile getiren Prof.Dr.Kaplan; “Yeni yöntem ile son 4 hastayı ameliyat ettikten sonra hastalarımızı sağlıklı şekilde taburcu ettik. İlk ameliyat ettiğim hastanın, cerrahi işlemini tıbbi yayın yaptıktıktan sonra tekniğe soyadımı verdim. Yöntem, teknik literatüre ‘Kaplan Tekniği’ olarak girdi. Bundan sonra kalpten çıkan aort damarının genişlediği hastaların ameliyatlarında bu tekniği kullanmaya devam edeceğim” bilgisini paylaştı. 

Üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım. Bana, Ne olmak istiyorsun? dedi.

“Entelektüel olmak istiyorum.” dedim. “Senden entelektüel olmaz” dedi. Şaşırmıştım, sonra, kırılgan bir ses tonuyla; “Dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersiniz deyim.“Entelektüel olmak istiyorum.” dedim. “Senden entelektüel olmaz” dedi. Şaşırmıştım, sonra, kırılgan bir ses tonuyla; “Dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersiniz deyim. Okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren, hep benim?" dedim. “Senden Entelektüel olmaz”dedi. Çok kızmıştım! "Doç. tezlerin konularını bile ben öneriyorum" dedim. Prof. gülümseyerek geriye yaslandı. "Senden çok iyi bir araştırmacı olur. Ama entelektüel olmaz. Nedenine gelince,sana entelektüel olamazsın dediğimde,bana bir Entelektüel gibi “Niçin olmaz?" diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin. Yazarlık bilgi işidir. Entelektüellik bilgi değil,davranış biçimidir. Bir insanın entelektüel olması için en az 3 kuşak ailesinin okuması gerekir. Okulun önüne bak. Hepsi son model araç dolu ve hocalara ait. Her sene model yenilerler. Gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı?Niçin bu şekilde yaşıyorlar. Çünkü o ünvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü. Güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. Gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez. Entel feodal köylülere artık diploma ve ünvan da yetmez. Tıpkı paranın yetmediği gibi.